Hakkım

Havası uçuk bir mezarda,
Hakettiğimi bildim ;
Derinden bakan gözlerinin,
Yüzündeki tebessümle birleştiğini.

Sen ola ki bu dünyadan,
Benim gibi bir dertle yaşayarak ayrılacaksın.
Sırtımda bedenin,
Ve boynumda ahu yanının nefesi sezildikçe,
Yani seni sırtladıkça,
Yorgunluğun dindikçe,
Şu hayata yüzün güldükçe,
Bena dert olmaz bu cihan.

O naif omuzlarına ağır gelir benim yüküm.
İnadına taşırsın sen sevdandan ötürü.
Sen Allah’ımıza gül yüzlü kullar yetiştireceksin,
Bilirim.
Deliler gibi çırpınırım mutluluğun için.
Bedenimden uzak olan bu kafa,
Senin huzurun için çalışacak yıllarca.

Başarısız olduğunda kariyerinde,
Önceden olduğun yerden,
Çok daha yukarılara kaldıracağım sevdiğim.
Benim gücüm hafife alınacak gibi değil, bilirsin.

Yeminimdir, düşmeyeceksin.
Ben olduğum müddetçe o dizlerin kanamayacak.
O umut denen çöllerin saklı güzelliği,
Asla sönmeyecek gözlerinden.
Ölümü arzuladığım vakitleri geride bırakıp,
Tutunacağım bu yaşam denen dallardan,
Gözlerindeki yorgunluğu alabilmek için.

Bırak çökeyim,
Sırtım kopsun, belim bükülsün,
Alnımdan ter eksik olmasın.
Kafamda düşünce, gözümde uyku,
Hatta ve hatta elimde kalem olmasın.
Sen hakediyorsun sevdiğim.
Ben bununla onur duyarım.
Gülümse,
Çekeyim gözlerimden hayatımın karesini.

Evimize döneceğim elbet akşam vakitleri.
Soframda bulacağım sıcak çorbanı,
O nadide bakışını.
Şükredeceğim bu yorgunluğumun güzel tadından ötürü.
Bu adamın canı,
Huzuruna feda olsun.

Sen yorulma,
Sen etme o güzel gözlerini uykulu.
Gülümse bir tek.
O güzel manzara,
Bütün zorlukları koparıyor gövdemden.
Evimin ve gönlümün baş köşesi,
Aşkımın çizeceği yolda,
İlk durağın olacak.

Derinden bir sohbetimiz karşılıklı,
Ellerimizde kahvelerin,
Tadı gözlerinden damla damla düşer.
Her gün anlatırım derinimde yatan seni.
Benim olduğun günü,
Asıl doğum günüm yaparım.

Aklıma düştüğün her an,
Kalbimde ağrıtmayan bir kramp oluşuyor.
Ben böylesini biriktirmedim içimde,
Taşabilmek yıkacaktır gönlü körleri.
Belki ömrümün şu son günlerinde,
Seni doyuncaya sevmek,
Anlatılabilir mi ?

Benim dilim gönlüne bilçare, dersin.
Gözlerim senin yoluna gönüllü bilesin,
Anla halimi, sevdamı gözlerimden, dersin.
Beni körleştiren tek ihtiras,
Orda seriliyken,
Tanımış iken ilk kez elayı seninle,
Nasıl sevdamı susturupta anlayayım ahu yanım.

Hayatımızın romanı yazılıyor,
Henüz dibacesindeyiz.
Bir roman,
Gülüşünden daha güzel bir sonla,
Bitebilir mi ?

Şimdi tutmak vardı elinden,
Bir mahkuma deniz ne ise,
Birleşen ellerimiz de odur işte bana.
Sen,
Sen ahu yanım,
Bir gün memleketin bilinmedik bir yerinde,
Buzdan ve sert ellerime değeceksin.
Havası, suyu derman kokacak memleketimin.

Dört duvar arasında yetişen gülün,
En koyu kırmızısı olacağız.
Öyle içten, öyle net.
Kırmızı sevdiğinden beri,
Elveda siyah güllerim…
Ve hayatıma girdiğinden beri,
Elveda kara kaderim…

Cihan ŞAHİN tarafından yayımlandı

Kırık Kalem'in Satırları...

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: