Sen Şiir Ol

Sen şiir ol.Benim yıllarca yazmayı beklediğim bir şiir…Ama bir gün,Altında başka bir şairin imzası olan,Okuduktan sonra da:“Keşke ben yazsaydım.”Dedirten bir şiir olma. Sen şiir ol,Yazayım bütün gençliğimi onlarca kıtayla.Nasıl yoksa seni sevmenin kuralı ve yasası,Kuralsız ve yasasız yazayım seni aynalarıma.Okudukça seni,Nasıl sevdiğimi hatırlayalım defalarca.O sayfaların da gözlerinden öpeyim. Sen şiir ol.Konuşabildiğim bir dünyada,İlk merhabam senOkumaya devam et “Sen Şiir Ol”

Bazı Sabahlara Burdan Merhaba

Bazı sabahlara burdan merhaba.Gövdemdeki soğuk esintinin sanatçısı,Yalnız uyanıyor olabilir mi ?Kahvaltısında tek midir çay bardağı ?Askısındaki koku,Bıraktığım gibi, Kendisine mi aittir ?Odasının perdelerini kendisi mi aralıyordur ?Beni düşünüyor mudur ? Güneşi doğuran sokağımdaki veletlerin,“Ağabey, yenge geliyor.” Diye koşuşları,Bugünlerde bir şeyler kırıyor.Hazırladığım kahvaltıların kokusu,Sıcak simitlerini kaybettikçe,Güzel gelmiyor. Bazı sabahlara burdan merhaba.Hastalıklı gözlerimi bıraktım bugün.Başıma bir belaOkumaya devam et “Bazı Sabahlara Burdan Merhaba”

Larina

Hayat bazen acımasız Larina.Merhum sevgilisinin ardından Şakıyan bülbüllere denk gelirsin sokaklarda.Güzün güzelliğini Çiçeklerden çıkaran mevsimlerin,Yağmuruna tutulursun,Yüreğin cayır cayır yandığında. Hayat acımasız Larina.Yolumuza güzellik katanGünlük güneşlik dağlarda,Bizim nasıl öldüğümüzü hatırla.Kalıntılarımızı fotoğraflardan topladıkça,Aklımızın bir köşesine sinen anıları,Bir kere daha hatırla. Hayatın acımasızlığı,Seninle güzeldi Larina.Üzerimize insanlığın buharlaşan acıları,Bir bir yağardı bulutlardan.Ve sen Larina,Gülüşünle güldürürdün içimdeki güneşi. Bazen neredenOkumaya devam et “Larina”

Nedenler

Ben kimseden,Güzel gülmesini istemedim.Ya da çiçek açtıracak bir ışıltıyla,Gözlerime bakmasını,Hiç beklemedim.Aynaların karardığını farkettikçe,Nedenini anladım. Güzel kavramını dilime alırken yutkunuşum,Bundan ibaretmiş.Ben gelince,Boynunu büken aynalar,Ben geçince solan papatyalar,Sevdikçe kaçan köpekler,Yürüdüğüm yollardan ayrılan insanlar,Nedenlerini anlayabiliyorum. Yaşlarımı kanattıran çirkinlik,Tenime kazınmış örseleye örseleye..Vicdanımda hep bir durgunluk var,Yere, göğe ve güzel her şeye… Kadıköy vapurları,Martısız kalır Eminönü seferlerimde.Kız kulesi seyircisiz kalırÜsküdarOkumaya devam et “Nedenler”

Mutluluğun İntikamı

Dünlerden kalma bir kalple,Yarınlardan mahrum bir biçim…Özgürlüğün acıttığı kısrak noktada,Bugünün can sancısı…Ürkek kükremelerle,Yiğit mecnunların yolunun başlangıcı…İştah kesen düğümlerle,Dudakları büken sevdam…Mutluluğun intikamı,Enkazımı seyret ! Seyret canıma saplanan mevsimleri !Kudurduğum acının ardındakiDinginliğimi seyret !Seyret ötemdeki gülün vazgeçişini bahardan,Ve seyret buhrandaki yuvamı !Gülen insanların kokusunu Duymama yardım et.

Bir Hikayesi

O hep beklerdi Bir gün olurda yaşarım diyeHakimin kalemi kırıldı kırılalıBu gökten şimşek vuruldu vurulalıHep beklerdi. Önünde bir sögüt Duman olurdu.Görürdü dünyayı.Sevdiği mezardı.Üzerinde bir yollukİçindeyse son beyazı. Hep beklerdi bulutlardan,Mey cığlıklarını.Sadakatin çiçeğindenAşk sarkılarını,Taşların yolculuğuna çıkan Kireçli sulari,Gülüşüyle gülümseten Merhum sevgilisini,Hep beklerdi. Biten yağmurun kalıntılarını bulurduMeşe yapraklarında.Hatırlardı gördüğü denizlerinGereksizliğini.Dudaklarının arasından dumanlar çıkarırdıVe anlardı bulutlara yakınlığını.Söylediği türkülerde,ÖlmediğiOkumaya devam et “Bir Hikayesi”

İzsiz Nallar

Kahırlara sonsuz duyulacak merhem,Gözlerde buğulanmış küçük su damlaları,Yeter mi bahtın izlerini sarsan,Kervan dolu nalların,Toprak altında da duyulacak merhamete,Şahit olması için. Yolları gözlüyor görünümü kirli ağaç dalları,Dili olaydı, Lazım olur muydu İzlerimi silip atan nalların şahitliği.Benden geçen nalların izlerini, Arkadan silip süpüren kimdi Ey ağaç dalları ?Üstümden geçen rüzgarların Yok edemediği dünyada, O nalları ilerleten sahi,Okumaya devam et “İzsiz Nallar”

Ben Kayboldum

Buradan ben de ölür giderim bir gün.Meşelerin gövdesindeki resimleri,Dokundukça hissedemeyen ellerim var.Püfürce esen rüzgarın yorduğu,Buhranlı saatlerdeSorumsuz tik tak benim. Buradan ben de ölür giderim bir gün.Akarsuların renklendirdiği toprağın,Bastıkça varına inanmayan ayaklarım var.Serserice ettiğim küfürlerin,Kızgın dünyasındaDurulan zaman benim. Buradan ben de ölür giderim bir gün.Saçların tanesinde akların hikayesini,Duydukça sıkılan ağarmış bir canım var.Yol üzerindeki memleketlerin,Dolu dizginOkumaya devam et “Ben Kayboldum”

Bazı Acıların Hikayesi

Bazı acıların hikayesi,Yanımızdan geçen amcaların,Ağarmış sakallarının hüsran bekçisi…Köşelerde oturan dostlarımızın,Şarabındaki uğultunun senfonisi…Bıyıkları terleyen delikanlımın,Uykusunun maraz varisi…Elindeki sigaranın,Tezden ölüm diye inleyişi… Yakın aşkların bir sonu,Bu denizde cesedin yoğunluğu.Ve uzak aşkların bir marifeti,Gözdeki miyobun tedavisi. Bazı acıların hikayesi,İnsanlığın güzel evladı… Aç kulaklarını,Ve bu masaya sende savur yüreğini.Türkülerime bir ağıtta sen kat.Leş asırların içinde,Bir mum da sen yak.

Kemal Ağabey

Yaprak kıpırtadan gülüşüyle Kemal Ağabey Bir çocukluğu anımsatır gibi, Bu hüsran yollarını Yormuyordu bizimle. Acizliğin tohumları Çiçek açıyordu avuçlarında, Koklamıyordu yapraklarını Bizler gibi. Yalnızlığın ellerinden tutmuş ruhunda Çocukluğun en masum yadırganışıydı, Gülüşü. Cebindeki anahtarların şakırdayışı, Sırtındaki yükün Tatlı yorgunluğunu anlatıyordu. Elimdeki taşı bırakıp, Kucak dolusu sarılmaları özlediğim, Nadir anların meşalesi gibi aydınlandı Kalbimin, Ve çocukluğumunOkumaya devam et “Kemal Ağabey”

Son Naif

Kadehler dolusu kalp ağrıları Geçmiş boğazımdan kavurarak. Dermanım meçhul iken, Feryadım ıslah olmuş kesik dilimde. Dünden bugüne sıkmışım dişimi. İlkini yalnız boylamaktansa, İkinci mağlubu çekmişim bedenime. Güzelliğin son gününde, Milyonlarca kar tanesini yutmuşum. Minarelerden almışım son naifimi. Uykuların birini dillendirmiş bana sinede. Sıcak çorbam var avcumun altında, Eğer üşüdüysen bir de battaniyem. Bir de, Ateşim…Okumaya devam et “Son Naif”

Yaşamak Bu Kenti

Bırakmak kendini bir şehrin kucağına, Ucundan tutmak bu serüvenin, Ve çıkmak ölümsüz bir yolculuğa… Pencerenin pervazında günün ışıltılarıyla, Bu curcuna memleketin, Issızlığını düşürerek Marmara’da, Uyanmak Üsküdar’da. İçini dolduran ekmek kokusuyla, Unutmak kavrulan yüreği… Esip durmak yel gibi selen içinde, Sadakatin sedefine. Anadolu’da buram buram kavurduğun aşkı, Haykırmak boğaza… Ve beklemek görüşünde belirmesi için, Kızın kulesini.Okumaya devam et “Yaşamak Bu Kenti”

Kendimden Olmayanlar

Üzerimde yaralı bir cevher, Kalan günlerime ışık tutar. Ardımda koşturan, Kendimden bağımsızca güldüğüm, Kendimden olmayan parçalar var. Gözlerine şahit bu cevher. Bükülmüş gibi tam ortasından, Gördüğüm doğrular. Yıkılmış bir hayalin, Mert harabı var. Duruşum seyrek. Tek ayağım basmazken, Yüreğime dolmuş bir kara bulut var. Ne kadar gördüyse dünyayı, O kadar yaram var. Bir cihanı talanOkumaya devam et “Kendimden Olmayanlar”

Yalnız Olduğumu Bildiğim Bir Yer

Yalnız olduğumu bildiğim bir yerdeyim. Sokak lambaları defalardır sönmüş. İtler kovalamış sokaklarca. Yalnız olduğumu bildiğim bir yerde, Yalnız olduğumu unutmuşum. Her faniyle çarpışma içerisindeyim. Üzerime kürek kürek toprak atılmanın, Hayalleri dört dolanıyor. Çarpışıyorum kırılana kadar kemikler. Fanilerin bir yumrukluk canına karşılık, Unutuyorum fani olduğumu. Yaralanıyorum kimi zaman. Başımı dizine yaslayıp sızlanacak birini, Bulamıyorum. Kendi sesiminOkumaya devam et “Yalnız Olduğumu Bildiğim Bir Yer”

Yoksul Yolcu

Dünyayı benimle batıran, Benimle yücelten, Karamsar harçlarımın, Yoksul yolcusu… Yorgundur yüreğimin tohumu. Defalara mahsus bıçaklar yedim. Yalnızım ki bildiremedim yaramı. Çokça kanlar feda ettim. Sindiremedim kimsenin kanını. Yüzümü güllerden çekeli, Güller bir hayli canlanır oldu. Nefesimde derin ölümlerin tadı, Damaklara konar oldu. Tadı unutuldu sevinçlerin. Kalbin özlemi, Yorgunluğun mutluluğuydu. Ya da mutluluğun yorgunluğu… Ben yoksulOkumaya devam et “Yoksul Yolcu”

Anılar

Anılar, Ayaklanın bugün. Hala oralardasınız görüyorum. Her köşede bir benim var idi yaşım. Filizlenirsiniz kocaman bir odada topraksız, Odama güneş doğunca. Savrulurum, sallantıdayım, Sürekli eski bir dostla rakı içerim. Konuşurum anılarım. Gözümün önünde derinden yakan kokular salınır, Ağlarım. Üzerinden dört tekeriyle bir otomobil geçecek şimdi, Sarıp sarmaladığım son anının. Yarın öbür gün yeşillenecek buralar dediler,Okumaya devam et “Anılar”

Sığlık Hasret

Merhaba gün ışığım. Güneş doğmuş. Gün başlamış çoktan. Sevdanla tatmışım gelen günü. Gönlünün üzerine asılmış, Haktan duyduğum naif hikmet. Gözüm dalmış. Canımın ötesine, Tebessümünü saklamışım. Bir dostunla konuşmuşsun, Kilometrelerce uzakta. Tuttuğum rüzgarlar, Getirmiş sesini kulaklarıma. Her duyuşumda, İçime bir bağ ekmişim. Canımın yeganesi kadar olmuşsun. Bağla dolu içimde, Can denen kök, Uzanmış ellerine. Bir günOkumaya devam et “Sığlık Hasret”

Hakkım

Havası uçuk bir mezarda, Hakettiğimi bildim ; Derinden bakan gözlerinin, Yüzündeki tebessümle birleştiğini. Sen ola ki bu dünyadan, Benim gibi bir dertle yaşayarak ayrılacaksın. Sırtımda bedenin, Ve boynumda ahu yanının nefesi sezildikçe, Yani seni sırtladıkça, Yorgunluğun dindikçe, Şu hayata yüzün güldükçe, Bena dert olmaz bu cihan. O naif omuzlarına ağır gelir benim yüküm. İnadına taşırsınOkumaya devam et “Hakkım”

Bugün Yarimi İzledim

Bugün yarimi izledim. Hiç açmıyordu gözlerini. Alışık değildim öyle, O ela gözleri hep izlerdi dilimdeki umutları, Düşler ile. Teni beyazdı, Lakin yüzünde güllerin allığı doğurgandı. Bir gülerdi, Saçından tırnaklarına kadar renklenirdi. Gülemiyordu, Uzanıyordu sevdiğim. Yüzündeki o allık yoktu. Bütün ışıltılar sönmüştü. Bugün yarimi izledim, izledim. İlk kez dokunamıyordu sakalıma. İlk kez sıkamıyordu yanaklarımı. Zaten azOkumaya devam et “Bugün Yarimi İzledim”

Korkak

Aklığımın aynası vursun isterim, Dostlarımın yorgunlukla dolu gözlerine. Bende açılan umudu, Sevdalılarının ellerine doldurmak isterim. Yurdumda yutkunan türküler var. Sevdasından kopuk telleri bağlamanın. Gelecek denilen kavramdan yaralı, Muzdarip, gariban… Gözleri çekilmiş güneşin ışıklarından. Hali bir dem dolusu derman bekler. Şimdi biriktirmişim aksattığım yaraların tecrübesini. Nafile imiş yıllarımın kumbarası. Yatağımda tir tir titriyorum, Gelmesin yeni birOkumaya devam et “Korkak”

Hüküm

Eğer bütün sonlar canlabilseydi gözümde, Engel olur muydum sona varacak düşüme ? Körü körüne bağlanıp gider miydim, Sonu belli bir girdaba ? Uçar mıydım kanatlarında meleklerin, Kulaklarımı tıkayıpta aklımı susturup ? Oynamazdım bu oyunu. Hüsranla kaplı bir mutluluk, Korkuturdu beni. Fiziken yediğim işkencelere, Bin koyardı önümden geçip gitmesi bile. Ben korkmam yumruktan, demirden. Eyvallah, çarpışalımOkumaya devam et “Hüküm”

Ahu Yanım

Sana olan sevdamı döktüm martıların önüne. Kadıköy vapurlarını benimle seyire koyulmuşlardı. Arkamızda bunu hiçbir zaman tadamayacak insanlar dolaşıyordu. Ben bir dilsize, Nasıl dökülürse bir sevda, Döktüm bodozlama şekilde. Göklerden aşkın kırıntıları döküldü önümdeki denize, Başıma ve heryerime. Sonra tadına vardım arkamdaki insanların kayboluşunun. Issızdı ilk kez curcuna memleket. Tarifi Allah’tan dökülecek sevda melekleri, O anıOkumaya devam et “Ahu Yanım”

Kumarda Sevabım

Öpeyim o yaralı gözünden. Bütün sevabım çekilsin defterimden. Dudaklarımdan gözüne cennetin merhemi sürülsün, Sönsün canının acısı. Merhemin cennetime mal olsun. Ve hatta döneyim Lokman’ın vaktine. Dileğimdir serapları bıraktığım kumarda yaradanımdan; Yanmasın der yüreğimin yanıkları, Sevdalımın ela gözleri. Her yola taabiyimdir, Canımın cananının canı için. Kumara verdiğim sevaplarım kayıpsa, Kazanırım yarin sıhhatimi. Kaybedince kazandığım vakte, KurbanOkumaya devam et “Kumarda Sevabım”

Hüsrânım Kırar Heybetimi

Kara gözlerim sürgündür düş kırıklarıma. Hüsranım içimdeki kara harba. Yolcuyum, yolun derbeder pahasına, Vaveyla yüzlüm, ruhum bağlıdır ceset torbasına. Gerile gerile helâk derdimdeki devâ. Yeri gelir bahara, Yeri gelir dumana kabri döner vahası. Kara duvar sözü bundan ahu gören yanıma. Sepetimde taşır cihandaki âmâ, Görmediği kini sallaya sallaya. Yorgunum, kârım iyiyimlerin cabası. Sonumun hükmü karaltırOkumaya devam et “Hüsrânım Kırar Heybetimi”

Gül Yüzlüm

Sûreti dolar sevdamın. Eksiklerim güller saçaraktan dolar. Bilir misiniz dostlar, Şiir edasıyla güler bana gözleri. Derin bir serapta takılıp kalır aklım. Gülüşünden öptüğüm bir serap… Tebessümü bütün vücudunu sarar sevdiğimin. Elleri pamuktan yıkanır. Canından uzanan eli yanaklarımı okşar. Güllerin meydanında ela gözler süzülür gönlümden. Yüreğimden düşer gülüşü. Nazım’ın Pirayesi görebilir miydi, Şiirimde gördüğüm gülüşü ?Okumaya devam et “Gül Yüzlüm”

Soframın Yegâne Rakısı

Ege’nin üzerinde kurşuna dizilir, Kayıktan vurduğun muhtaçlığın. Sevginin külleri ellerinden kayar, Kalbin bu zaman gömülür hiçliğinin amansız çukuruna. Bir kolum yarısında, Avazım çıkıyor. Lâkin kapatmış yaşların kulaklarını. Ağlama kurban olduğum, İbadetler yakacak yaşların. Dolu dolu düşlerin, Kayıp korkusuyla yükselmekte göğe. Doğalar umudu güneş, Bırakır yerini beter kederine. Yeryüzüne inince keder, Sanırsın ki yaşların. Ağlama buOkumaya devam et “Soframın Yegâne Rakısı”

Katla Günlerimizi Sevdiğim

Katla günlerimizi sevdiğim, Gidiyoruz. Kaç yıldız varsa bu gece gökte, O kadar derdimiz var. Sözümüz var zebanilere, Boynumuzun borcudur el ele olmak. Yürekler aşıp göz değdirince, Meleklere yollayacağız kenetliğimizi. Katla günlerimizi sevdiğim, Gidiyoruz. Yorgunuz saçımızı ağartan yılların ardından. Bilirsin, dökülüyor işte ruhumuzun dişleri. Bir kâinattır ki sana armağanım, Gençliğinin güzelliği saklı yollarında. Katla günlerimizi sevdiğim,Okumaya devam et “Katla Günlerimizi Sevdiğim”

Sabahla Tanışıyorum

Kuşların ötebildiğini duyuyorum boğuk bir kentte. Nefesleri duyulacak gibi. Bu kulaklar şahit, bilirim, Kor bir acının çığlığı diniyor ötmelerde. Yaram açılıyor sanırım, Gözümde buğulu sahneler, Dumanlı bir zamana renk katıyor. Hiç ağlarken gülmemiştim oysa. Boğazımda tarifsiz bir acı hepinizin bildiği. Sözü farklı, özü farklı, sebebi farklı. Matarama tatlılık geliyor. Kalbimden kusuyorum bu kanı sanırım. KafamıOkumaya devam et “Sabahla Tanışıyorum”

Gülümseyeceğim

Zindandaki zindandan güvercinler uçtuğu zaman, Kırık duvarların ardından gülümseyeceğim. Aklıma çimenlerde yatan kahkahalarım gelecek, Denizlere uzanan aşık hallerim de, Yer yüzünden uçmak istediğim de, Aklıma gelecek, Gülümseyeceğim. Meydanlarda dolaşan âmâların, Son insanları olmadığı bir dünyada, gülümseyeceğim. İnadım inat, döşü cesetlerin toprağı olan, Vicdanı opak şahısları, Gülümsettireceğim. Ben yaşayınca mavilikten, Önemi olacak durgun suların. Gülümseyeceğim. SevdalılarınOkumaya devam et “Gülümseyeceğim”

Sebep Çiçeğimin Kışı

Gözlerin renginde bir kazak, Varsın ısıtmasın. Kaderimin buzluğunda, Bir elaya vurularak, Hüküm süreyim. Bulunmaz kalbimi, Çağ ötesi güzelliği ellerin, Derman getirerek arar solumda. Koca adam olur benliğim, Minik ellerin uyurken göğsümde. Boynumda bir dövme, Mânâsı senin göz renginde. Sen basılınca damarımın dibine, Kanıyor bin bir harfi. Konuyor esrarengiz fikirlerim, Tek tek bütün çiçeklere. Elinde kırıkOkumaya devam et “Sebep Çiçeğimin Kışı”

Asırlık Zincir

İyiliklerden mahrûm, Celladı aç fermana. Sonsuzluğumun esiri, Ölümün kalbime yazılmış, İşitiyor fermanı cellat. Ellerine bağlanan, Asırlık zincirim, kayacak ellerinden. Yaralı bir şüphe derinimde, Benim titrek derinlerim, Görmem papatyaların, Hangi ay solduğunu. Lâkin tarihin yazılacak, Aklımın koyu demlerinde. Kül fırtınası gönlümün bir yanı, Yaralarım halinden bir haber. Çevren sislere bürünür, Bu kalabalık, bana bin beter. SaklıOkumaya devam et “Asırlık Zincir”

Ölmesin

Ölmesin yaradanın yarattığından yanan, Benim gönlüme konan. Çekmesin ellerini bağlardan, Sevdama yapışıp kalan. Gönlüme bağlanan ışk, Karların altına, güzel rengiyle değen, Gönenlerin mahrumu, mahpusların yorgunu, Çaresiz bırakma tek arzumu. Kaderime kara lekeler, Yaramı yardıkça yaran. Kokun sondan beter, Gitme, ciğerimden eser yeller. Tenimden çıkmayan kan, Sevdanın mahsulleri ekilir mi yaradandan. Bağrıma kazınıyor yumruklar, Çekme ayağınıOkumaya devam et “Ölmesin”