Yaşamak Kalıntıları

Yaşaması zor silinen lekelerin boşluğunu.Dertlerim, perdelerin ardında bırakanlardan gülüşlerini.Tanrı tependen gülüyor gibi.Ekini yoruyor yaşamanın.Uzaklardan güneş doğuyor,Bir manası kalmıyor günlerin. Bir şey demek gelmiyor içimden hiçbir kadına.Bir zamanlar o türküler yüreğimde,Bağırta bağırta yakan,Artık neredeler,Aramak gelmiyor içimden. Eskisi gibi değil gökte uçurtma beklemek;Güneşin batışını izlemek.Harlanacak bir alevin kölesi değilim artık. Bir güzelliği kalmadı yaşamanın.Kayaların taşrası,Ve bu durgunOkumaya devam edin “Yaşamak Kalıntıları”

Aynada Bir Süveyda

Bu güz yoncalarının peşinde,Unuttuğu bir lahzadaTam çekerken vücudunun her yerinden yarıkları,Uzun solukları dizer gibi boğazına,Sunulan gayretsiz bir armağanın,Alnındaki perdeyi kaldırır gibiDuygularını özlüyor o. Güneşler uçuruyor bir mavinin üzerinden.İçini kaplayan kanı,Bir papatya beyazına kusuyor.Gözlerini unutuyor uzun bir vaktin ağrısında.Dünyanın üzerinden geçiyor yeni bir yaşın,Ölüm kokan bağrında.Güneşin gözlerinden öpen bir dostu,Güneşin içinde cayır cayır yakıyor.Bu hülya içinde,DirenmekOkumaya devam edin “Aynada Bir Süveyda”

Herkül

Bir mevsim eksik doğuyor dünya.Bir güneş eksik.Bir çocuk unutuyor bu dünya,Bir çöp tenekesinin yanında,Kafası ezilmiş şekilde.Hiç olmadığı kadar ağır oluyor kollarında. Oyun oynarken ölüyor o çocuk.Benzemiyor güzelliklerin onun varına.Yaratamıyorsun onun mutluluğunu tanrım,Hiçbir yarattığının yanında.Ne mutluluğu,Ne de acısı,Benzemiyor hiçbir şarkıya. Hafif bir yüreği vardı.Gözlerini,Anlatamıyordu yarattığın doğa.Tek melodisini eslerden oluşturuyordu,Kulağımın ardında bağıran bağlama.Bana o çocuğu geri ver,YaşamakOkumaya devam edin “Herkül”

Adın Yağmurdu

Gece olsaydım üzerine serilip,Ancak bu kadar yakışırdım toprağına.Sustuğumuz şarkıların,Yüreğimizden öptüğü sahneler olsaydı hatıralarımızda,Dokunmaktan korkmazdı kalbim.Sevmek,Geceyi konduruyorsa bakışlarıma,Sevilmek,Hep gündüzün olurdu canım. Özlerdim elbette,Gülüşünle gözlerini harmanlayan cenneti.Yürüdüğün o güzel sokaklarda,Kokularını senin güzel kokuna karıştıran,Baharları benim yerime seninle yaşayanÇiçeklerin adı kardelen olurdu.Adın yağardı göklerden,Ben hep adının altında ıslanırdım.Senin adın bir kere değdi mi kalemime,İlk kez dinlerdi bu sayfalarOkumaya devam edin “Adın Yağmurdu”

Tanrının Armağanı

Yukarılara baktıkça seni düşlüyorum.Gözlerimin önüne pasaklı bulutlarını itiyorsun,Ağladığını görüyor memleket.Bahar canlandırıyor bir damla yaşın,Ama sazıma da düşüyor senin içimi kanatan yaşın. Tanrının bir armağanı olan gözlerinde,Denizler ayrılıyor göklerden.Denizin üzerine yazdığım bir şiir,Mektup olduğunda,Kokusu varıyor bana ellerinin. Bir zamanlar güldüğün bu dünyada,Sıraya diziliyor şu vakit mevsimler.Saçına değen rüzgarın şarkıları,Bütün kıyılarında dinleniyor İstanbul’un.Gözlerin bu memlekette,Bu coğrafyada,Tanrının hepOkumaya devam edin “Tanrının Armağanı”

Bir Kız Çocuğu

Bazı günler görüyorum yaklaşan;Cebimden cehennemi çıkarıp,Kalbimi yanan ateşiyle doldurduğum,Uzunca türküler çığırdığım,Ve her soluğumda tenimden yaramı indiren. Üzerimde bir leke görünüyor.Şeffaf duygulardan alınmış tınısı,Güne uyanışımı resmediyor zehir zembereğiyle.Tırpanlarla dolaşıyorum en güzel yoncaları.Ve dahası hep bir katil gibi değildim alırken canları.Yanımda soluşu kimi gülün,Benim suçum değildi. Perdeler aralanıyordu sabahleyin,Elimden tutan bir şehir vardı.Yıllardır söylediğim şarkılaraKimse kulak asmıyordu.UnuttuğumOkumaya devam edin “Bir Kız Çocuğu”

Londra Yağmurları

Senin gözlerin yanaklarımda allıklar yaratır.Londra’nın sırılsıklam kaldırımlarında,Gözünden görürüm uzaklığımı.O gülüşünün altında biriktirdiğin acıyı,Londra yağmurları döker eteklerinden.Allayan yüzümü sevimli gözlerinde,Düşen her damlanın sesinde öldürürler. Akşamdan çalar bitkinliğim.Yorgunum, bilirsin.Hayatında ölmenin yarasını siliyorum hala.Ne giden gözlerinin acısını buldum cehennemde,Ne de bakan gözlerinin güzelliğini cennette.Tanrıya mağlup olmak yoruyor kibirli ruhumu. Saçların uzanıyor burada topraklara.Boynunda bir papatyanın çocuğu doğsa yadırgamazdıOkumaya devam edin “Londra Yağmurları”

Son Sinema

Yağmurların şarkısına gök gürültüsü eşlik ediyor.Uyanan zelzeleyi alıyor gözümün üzerinden.Hayat,Benden bağımsız bir şekilde akmaya devam ediyor. Kıyılarda bıraktığım gençlik,Bir tutam daha sönüyor.Güneşin ışıklarında,Olmayan kışı taşıyorum bağrımda.Kendimi görmeyi bekliyorumDünyanın hala yanmadığı bu diyarda. Bir meleği sevmiştim yalnızca.Eksik etmiyor gibiydi tanrı, güzelliğini benden.Üşüdüğümü öğrenmiştim zamansız.Her rengini görmüştüm kanımın.Hangi söze sığacağını aşkınBulamamıştım.Ya yaşamdan yoksun kalmıştım,Ya da kendimden. KirpikleriminOkumaya devam edin “Son Sinema”

Aciz Fahişe

Güllerin içinden izliyordu savaşı.Bir tarafında merhametin keskin baltası,Bir tarafında gaddarlığın küçük bir papatyası vardı.Ellerini güllerin içinde dolaştırdığında,Yaralıların kalbi kanıyordu bu dünya üzerinde.Sevmek geçemiyordu sevişmekten öteye. Fahişe kolları ve dudaklarıyla varacaktı hükmün sehpasına.Canında biliyordu haykırdığını bağlamaların,Ama bir merhameti,Dilenirken bekliyordu tanrıdan yalnızca. Kafasını kaldırmış göğe,Yıldızların içinde hep görmeyi düşünüyorduKalbinin aynasını.Gülen gözler görüyordu benimleMorarmış göz altlarından sıyrılan.Dişlerinin arasındaOkumaya devam edin “Aciz Fahişe”

Yadırganış

Çoğu şeyi aldılar.Ellerimle tuttuğum hayallerimi aldılar,Kapımı sonuna kadar açtığım yaşamın fedaları.Birkaç hayalim vardı.Yanımda bir o kadar adam, dost…Aldılar. Göğsümde sakladığım mermileriAldılar.Hala hissettiğim soğukluğunu,O kanımdan aldılar yaralarımı.Öldürseler acımayacak canımı,Bir yağmur tanesiyle yaktılar. Şimdi dört yanımdan hissediyorumSıradanlığın getirdiği soğuk ölüm hissini.Bakıldıkça eskiyen güllerin,Bahar güzelliğini elinden alan tanrı,Ne umutlarla yaşadıysamHepsini anlatma vaktin geldi bana. İster eskimiş ceketimden alOkumaya devam edin “Yadırganış”

Sevmek İstiyorum

Affetmek istiyorum.Kendimi öldürmemek için yarattığım sebepleri,Gülmek için girdiğim ortamları,Sevebilmek için yarattığım yalnızlığı,Güvenebilmek için kendimi kandırışlarımı,Affetmek istiyorum. Edilemeyen intiharı,Aklıma korkaklık olarak kazıyan kişileri,Öldürmek istiyorum.Her gün ölümün güzel düşünden uyandırıp,Yüzüme sırıtan güneşten ayrılmak istiyorum.Rüzgarları yavaşlatan,Tüylerimi dikleştiren hafif rüzgarıyla,Hiç umursamadığım somurtuşlarını ihtiyarlarınGözüme inatla değdiren,Sokaktaki çocukların gülüşlerini dolduran kulaklarıma,Ölüm hissinden,Uzaklaşmak istiyorum. Tutmak istiyorum elinden,Bilerek kanamayacağını ellerimin.Ölmek için verdiğim savaşlarınOkumaya devam edin “Sevmek İstiyorum”

Sen Şiir Ol

Sen şiir ol.Benim yıllarca yazmayı beklediğim bir şiir…Ama bir gün,Altında başka bir şairin imzası olan,Okuduktan sonra da:“Keşke ben yazsaydım.”Dedirten bir şiir olma. Sen şiir ol,Yazayım bütün gençliğimi onlarca kıtayla.Nasıl yoksa seni sevmenin kuralı ve yasası,Kuralsız ve yasasız yazayım seni aynalarıma.Okudukça seni,Nasıl sevdiğimi hatırlayalım defalarca.O sayfaların da gözlerinden öpeyim. Sen şiir ol.Konuşabildiğim bir dünyada,İlk merhabam senOkumaya devam edin “Sen Şiir Ol”

Bir Hikayesi

O hep beklerdi Bir gün olurda yaşarım diyeHakimin kalemi kırıldı kırılalıBu gökten şimşek vuruldu vurulalıHep beklerdi. Önünde bir sögüt Duman olurdu.Görürdü dünyayı.Sevdiği mezardı.Üzerinde bir yollukİçindeyse son beyazı. Hep beklerdi bulutlardan,Mey cığlıklarını.Sadakatin çiçeğindenAşk sarkılarını,Taşların yolculuğuna çıkan Kireçli sulari,Gülüşüyle gülümseten Merhum sevgilisini,Hep beklerdi. Biten yağmurun kalıntılarını bulurduMeşe yapraklarında.Hatırlardı gördüğü denizlerinGereksizliğini.Dudaklarının arasından dumanlar çıkarırdıVe anlardı bulutlara yakınlığını.Söylediği türkülerde,ÖlmediğiOkumaya devam edin “Bir Hikayesi”

Kemal Ağabey

Yaprak kıpırtadan gülüşüyle Kemal Ağabey Bir çocukluğu anımsatır gibi, Bu hüsran yollarını Yormuyordu bizimle. Acizliğin tohumları Çiçek açıyordu avuçlarında, Koklamıyordu yapraklarını Bizler gibi. Yalnızlığın ellerinden tutmuş ruhunda Çocukluğun en masum yadırganışıydı, Gülüşü. Cebindeki anahtarların şakırdayışı, Sırtındaki yükün Tatlı yorgunluğunu anlatıyordu. Elimdeki taşı bırakıp, Kucak dolusu sarılmaları özlediğim, Nadir anların meşalesi gibi aydınlandı Kalbimin, Ve çocukluğumunOkumaya devam edin “Kemal Ağabey”

Mağluplar Sokağı

İki yol…Birinde sen yürüyorsun alel acele adımlarla,Birinde ben boşu boşuna.Kalbinin acıdığı zamanlar, Sanırım çok geride kaldı.Ya da artık çocuk değilsinBeni sevecek kadar.ÇünküKokun huzur yaratmaktan Vazgeçmiş İstanbul sokaklarında.Yani bu demek oluyor ki,Sen kaybetmişsin.Yani yeni bir hiçkimse… Hala aynı bu şehir benim sokağımdan.Evler hala bildiğin gibiKara kara giyiniyor.Sokağımdaki beti benzi atık toprak,Hala senin sokağındaki çiçekleri gözlüyorUzaktan uzağa.Farkediyorum,AmaOkumaya devam edin “Mağluplar Sokağı”

Mavi Rüzgarlar

Geldi aklıma zampara tarafım. İtliği atmamışken cinaslı kalbimden, Doğanın yeşiline bakmayı diledim. Tuttum estiği gibi başımdan, Artık her sözünde delip geçen rüzgarı. Yeşilin değildi bana dünyayı sardıran. Gülüşünle maviler doğardı içimdeki yer yüzüne. Kalmıştı bir çocuk tarafım.Belki gülseydi bana,Belki tutsaydı elimdenAtacaktım körpe yaraları.Belki baksaydı gözüme,Anlasaydı,Sevseydi,Mecnun olacaktım. Yahut bu dalgıçlar inemeden uzaklardaki gönlüne,Boğulup gittiler.Bittiler.

Larina

  Hayat bazen acımasız Larina.Merhum sevgilisinin ardından Şakıyan bülbüllere denk gelirsin sokaklarda.Güzün güzelliğini Çiçeklerden çıkaran mevsimlerin,Yağmuruna tutulursun,Yüreğin cayır cayır yandığında. Hayat acımasız Larina.Yolumuza güzellik katanGünlük güneşlik dağlarda,Bizim nasıl öldüğümüzü hatırla.Kalıntılarımızı fotoğraflardan topladıkça,Aklımızın bir köşesine sinen anıları,Bir kere daha hatırla. Hayatın acımasızlığı,Seninle güzeldi Larina.Üzerimize insanlığın buharlaşan acıları,Bir bir yağardı bulutlardan.Ve sen Larina,Gülüşünle güldürürdün içimdeki güneşi. BazenOkumaya devam edin “Larina”

Gökkuşağı

Kırmızıdan bir kıyafetti üzerindeki.Ellerinin acısını uzaklardan hisseden çoktu.Kaç mevsimdir üzerindeydi bilinmez kıyafeti.O parıldak aynasını,O güneşBaşaramamıştı eskitmeyi. Aldan dolu ne yanakları vardı güz getiren.Gençlerin eline bağlama tutuşturulduğu dönemlerde,Gidilemeyen bir çöplüğün tek sebebiydi.O saçlarının güzel kokusuyla,Doldurulan son güzel yüreklerdendik.Kiminin dilinde türküler,Kiminin elinde kalemler vardı,Sırf ona adanan şiirler içindi. Gökkuşağı yoktu o dönemlerde bizde.Ama gökkuşağına bir gün rastlamak,OnunOkumaya devam edin “Gökkuşağı”

Bazı Sabahlara Buradan Merhaba

  Bazı sabahlara buradan merhaba.Gövdemdeki soğuk esintinin sanatçısı,Yalnız uyanıyor olabilir mi ?Kahvaltısında tek midir çay bardağı ?Askısındaki koku,Bıraktığım gibi, Kendisine mi aittir ?Odasının perdelerini kendisi mi aralıyordur ?Beni düşünüyor mudur ? Güneşi doğuran sokağımdaki veletlerin,“Ağabey, yenge geliyor.” Diye koşuşları,Bugünlerde bir şeyler kırıyor.Hazırladığım kahvaltıların kokusu,Sıcak simitlerini kaybettikçe,Güzel gelmiyor. Bazı sabahlara buradan merhaba.Hastalıklı gözlerimi bıraktım bugün.Başıma birOkumaya devam edin “Bazı Sabahlara Buradan Merhaba”

Sen Öldürmeye Devam Et

Beni de seviyorlardı.Ben değildim yaşlarını akıtan aynaya bakıpta.O derin süzgeçlerinde kalbin,Saçlarının akını kanatan ben değildim.Yukarıda bir gök vardı beni kısıtlayan. Bulutlarını yollardı vicdanımdaki aşkı susturmaya.O ürkek yağmur damlalarının acıttığı yıllardaydım.Önümde hep mutlu insanlar vardı,Geçemezdim.Görmezdim kollarını defalarca açtığını bu ızdırabın.Hayatıma façalar çekerdım son aldığım gül sapıyla.Tepemde durmadan giden bir vakit,Çalkalayıp dururdu hayalden dolu midemi.İğrençlik değil,Umudumu kusardımOkumaya devam edin “Sen Öldürmeye Devam Et”

Pervazımda Soldular

Uzak dur.Seyrimde hep yanan bir zeplin durur.Bulutlara demir atarak,Yıkıldığım bir yaşamın yağmurunu tutar ellerim.Zambak kokar etrafım.Dünde kaldıklarım,Gelmeyenlerindir. Uzak dur canımdan.İçimdeki hançerin kaç dişi olduğunu bilemezsin.Kabusumdan bir ölümü uyandır.Uyandır ve ağaran ömrümün üzerine sal artık.Bir filiz atarken ağarmak,Bu yaşamın ta kendisidir.Leş kokan hastalıkların altında ezilme vaktim,Gelmiştir. Beni de vurun artık.Görün gözümden düşen cam kırıklarını.Yaş yollarımın kanaOkumaya devam edin “Pervazımda Soldular”

Yansıma

Bak evlat,Sen sapkın sallanan mızrakların arasında doğdun.O bebe halinin kanı her mızrağın gövdesindeydi.Üzerine dikenli gül sapları bırakıldı.Demir kokulu kanını hep saçtın ananın kollarına.Ölmek nedir bilmedin.Hep güzel kuşları kondurdun kel başına.Şarkılar söyledin beraberce pervazlarda.Sendin bu bilmeden yar diye çığıran sokakta.Bir akıttığın kandan,Bir de kanatan gülden,Bırakmadın kırmızının yakasını. Hiç görmedin adının bile ne kadar uzak olduğunuŞiirden.Anlatıp durdunOkumaya devam edin “Yansıma”

Gözlerin Beni Her Gün Öpebilir

Uykuların var olduğu mevsimlere,Farklı duyguları kattığındaGüneşi yuvama doğuracağını daAnlamıştım.Ya okyanusların maviliğinden çıkıyorduEllerin hayatıma,Ya da göklerin. Seni bu ağaçlar ela iken sevmiştim.Gözlerine utanmadan benzeyenlerin,Ve avucuma serinliğini bırakan,O hep hayatımın bir köşesindeSaklı kalacak yağmurun arasında bir hüsrandım. Yüreğime değmenin yolunu,Her koşulun şerrinden,Yüzümü güldürürken bulurdun sen.Parmaklarını yüzümde gezdiriyorken,Yaralarımın acımasızlığını hissediyordun.Ellerimi her tutuşunda,Değmesin dikişlerime diyeUzaklardaydı daima parmakların.Pencerende koparılan güllerinOkumaya devam edin “Gözlerin Beni Her Gün Öpebilir”

Yakının Noksanlığı

Seninle ilelebet iki gözün ırağı kadar olacağız.Mesafemizde uçurumlar kopacak,Bir dala hasret kalacağız.Kestiğim dilim yüzünden,Bir uçuruma ömrümü sürgün edeceğim.Düşüşlerim olacak,Gözlerinin derininden derinine bekleten uçurumlarından.Kollarımın güçsüzlüğünden,Bir daha olamayacağım gözlerini diktiğin yerlerde.Aşağı bakacaksın göz ucunla,Kalbimi görmek istercesine.Biz işte bu kadar olacağız birbirimize.Seninle ilelebet,İki gözün ırağı kadar…

Mutluluğun İntikamı

Dünlerden kalma bir kalple,Yarınlardan mahrum bir biçim…Özgürlüğün acıttığı kısrak noktada,Bugünün can sancısı…Ürkek kükremelerle,Yiğit mecnunların yolunun başlangıcı…İştah kesen düğümlerle,Dudakları büken sevdam…Mutluluğun intikamı,Enkazımı seyret ! Seyret canıma saplanan mevsimleri !Kudurduğum acının ardındakiDinginliğimi seyret !Seyret ötemdeki gülün vazgeçişini bahardan,Ve seyret buhrandaki yuvamı !Gülen insanların kokusunu Duymama yardım et.

Doğuyorum

Yaşamak için güzel bir yolun yolcusu oldum.Aynı türkülerin yükünü diyarlarca taşıdım.Acıyla bekledim bir medeti.Acıyla umdum olmayacağını bile bile.Yaşamak için güzel bir umut aradım, durdum. Bilmediğim bir memleketten,Gurbet elinin sedasını duydum.Nasıl bakar, bilmem.Nasıl güler, bilmem.Gözleri ne anlatır, bilmem.Merak rüzgarları altındaEğilip bükülen bir hal oldum. Bomboş yüreğimde,Yankılanıp durdu düşüncelerim.Konuştuğu kadar var mıdır yüreğinde,Galata’nın ekmek kokan manzarası?Sebebi olduğuOkumaya devam edin “Doğuyorum”

Yağmurlu Bir Rüyaya Uyanmak

Yağmur,Elinden tutup çocuğunla dolaştığın bir yer olmalıdır.Geceleri yağmurun yağdığı yollarda,Bilmediğin sokaklara düşerse yolun,Binbir damla dolaşır boşluğunda. Yağmur değince benim aklıma,Annemin gözleri gelir;Ne olduğu belirsiz o girdap gözleri. Rüya,Gerçek bir dünyadadır yaşamadığın.Geçmiş rüyanı orada hatırladığın,Ve hatırlarken buradaki gibi efkar yaptığın bir dünya.Yağmuru yağdırır tanrı rüyana.Yağmur,Babanın elinden tutmak istediği yerdir. Rüya,Gençken sevdiğin kızla,Romörkte karşılıklı oturduğun bir yerdir.SenOkumaya devam edin “Yağmurlu Bir Rüyaya Uyanmak”

Nedenler

Ben kimseden,Güzel gülmesini istemedim.Ya da çiçek açtıracak bir ışıltıyla,Gözlerime bakmasını,Hiç beklemedim.Aynaların karardığını farkettikçe,Nedenini anladım. Güzel kavramını dilime alırken yutkunuşum,Bundan ibaretmiş.Ben gelince,Boynunu büken aynalar,Ben geçince solan papatyalar,Sevdikçe kaçan köpekler,Yürüdüğüm yollardan ayrılan insanlar,Nedenlerini anlayabiliyorum. Yaşlarımı kanattıran çirkinlik,Tenime kazınmış örseleye örseleye..Vicdanımda hep bir durgunluk var,Yere, göğe ve güzel her şeye… Kadıköy vapurları,Martısız kalır Eminönü seferlerimde.Kız kulesi seyircisiz kalırÜsküdarOkumaya devam edin “Nedenler”

İzsiz Nallar

Kahırlara sonsuz duyulacak merhem,Gözlerde buğulanmış küçük su damlaları,Yeter mi bahtın izlerini sarsan,Kervan dolu nalların,Toprak altında da duyulacak merhamete,Şahit olması için. Yolları gözlüyor görünümü kirli ağaç dalları,Dili olaydı, Lazım olur muydu İzlerimi silip atan nalların şahitliği.Benden geçen nalların izlerini, Arkadan silip süpüren kimdi Ey ağaç dalları ?Üstümden geçen rüzgarların Yok edemediği dünyada, O nalları ilerleten sahi,Okumaya devam edin “İzsiz Nallar”

Ben Kayboldum

Buradan ben de ölür giderim bir gün.Meşelerin gövdesindeki resimleri,Dokundukça hissedemeyen ellerim var.Püfürce esen rüzgarın yorduğu,Buhranlı saatlerdeSorumsuz tik tak benim. Buradan ben de ölür giderim bir gün.Akarsuların renklendirdiği toprağın,Bastıkça varına inanmayan ayaklarım var.Serserice ettiğim küfürlerin,Kızgın dünyasındaDurulan zaman benim. Buradan ben de ölür giderim bir gün.Saçların tanesinde akların hikayesini,Duydukça sıkılan ağarmış bir canım var.Yol üzerindeki memleketlerin,Dolu dizginOkumaya devam edin “Ben Kayboldum”

Bazı Acıların Hikayesi

Bazı acıların hikayesi,Yanımızdan geçen amcaların,Ağarmış sakallarının hüsran bekçisi…Köşelerde oturan dostlarımızın,Şarabındaki uğultunun senfonisi…Bıyıkları terleyen delikanlımın,Uykusunun maraz varisi…Elindeki sigaranın,Tezden ölüm diye inleyişi… Yakın aşkların bir sonu,Bu denizde cesedin yoğunluğu.Ve uzak aşkların bir marifeti,Gözdeki miyobun tedavisi. Bazı acıların hikayesi,İnsanlığın güzel evladı… Aç kulaklarını,Ve bu masaya sende savur yüreğini.Türkülerime bir ağıtta sen kat.Leş asırların içinde,Bir mum da sen yak.

Son Naif

Kadehler dolusu kalp ağrıları Geçmiş boğazımdan kavurarak. Dermanım meçhul iken, Feryadım ıslah olmuş kesik dilimde. Dünden bugüne sıkmışım dişimi. İlkini yalnız boylamaktansa, İkinci mağlubu çekmişim bedenime. Güzelliğin son gününde, Milyonlarca kar tanesini yutmuşum. Minarelerden almışım son naifimi. Uykuların birini dillendirmiş bana sinede. Sıcak çorbam var avcumun altında, Eğer üşüdüysen bir de battaniyem. Bir de, Ateşim…Okumaya devam edin “Son Naif”

Yaşamak Bu Kenti

Bırakmak kendini bir şehrin kucağına, Ucundan tutmak bu serüvenin, Ve çıkmak ölümsüz bir yolculuğa… Pencerenin pervazında günün ışıltılarıyla, Bu curcuna memleketin, Issızlığını düşürerek Marmara’da, Uyanmak Üsküdar’da. İçini dolduran ekmek kokusuyla, Unutmak kavrulan yüreği… Esip durmak yel gibi selen içinde, Sadakatin sedefine. Anadolu’da buram buram kavurduğun aşkı, Haykırmak boğaza… Ve beklemek görüşünde belirmesi için, Kızın kulesini.Okumaya devam edin “Yaşamak Bu Kenti”

Kendimden Olmayanlar

Üzerimde yaralı bir cevher, Kalan günlerime ışık tutar. Ardımda koşturan, Kendimden bağımsızca güldüğüm, Kendimden olmayan parçalar var. Gözlerine şahit bu cevher. Bükülmüş gibi tam ortasından, Gördüğüm doğrular. Yıkılmış bir hayalin, Mert harabı var. Duruşum seyrek. Tek ayağım basmazken, Yüreğime dolmuş bir kara bulut var. Ne kadar gördüyse dünyayı, O kadar yaram var. Bir cihanı talanOkumaya devam edin “Kendimden Olmayanlar”

Yoksul Yolcu

Dünyayı benimle batıran, Benimle yücelten, Karamsar harçlarımın, Yoksul yolcusu… Yorgundur yüreğimin tohumu. Defalara mahsus bıçaklar yedim. Yalnızım ki bildiremedim yaramı. Çokça kanlar feda ettim. Sindiremedim kimsenin kanını. Yüzümü güllerden çekeli, Güller bir hayli canlanır oldu. Nefesimde derin ölümlerin tadı, Damaklara konar oldu. Tadı unutuldu sevinçlerin. Kalbin özlemi, Yorgunluğun mutluluğuydu. Ya da mutluluğun yorgunluğu… Ben yoksulOkumaya devam edin “Yoksul Yolcu”